top of page

Legend

  • 26 Mar 2025
  • 3 dakikada okunur

Uyarı!! Caraval kitabını okumadıysanız bu kitabın incelemesini okumanızı tavsiye etmem çünkü Legend, serinin ikinci kitabı. Yine de ben spoiler falan dinlemem diyenlerdenseniz buyurun hoşgeldiniz incelememize..


Yeni yılın ilk paylaşımlarından biri olan Legend, aslında daha önce okumuş olduğum ve çok da beğendiğim bir kitap. Yazarı Staphanie Garber'ın bu seriden esinlenerek oluşturduğu yan öykülerin gittikçe popülerlik kazanmasıyla seriyi en baştan okumaya karar verdim. Oldukça akıcı ve konu olarak da eğlenceli bir seri olduğundan ilk okuduğum zamandaki halimle aynı hisleri yaşadım. Sizinle de hislerimi paylaşayım...


Hatırlarsanız ilk kitabımız olan Caraval’ın sonunda Scarlett oyunu kazansa da hepsinin kardeşi Tella ile Legend arasındaki korkunç bir anlaşmadan ortaya çıktığını öğreniyordu ve yaşadığı her şeyin bir aldatmaca olduğunun farkına varıyordu. Julian’ın kendisine karşı olan hislerinden şüphelenmesi de durumu hiç kolaylaştırmıyordu. Bununla birlikte kitabın en sonunda Tella’yı bir mektubu okurken buluyorduk ve bir ‘’dost’’uyla Legend hakkında aldığı bilgiler karşılığında yaptığı bir anlaşmanın içinde olduğunu öğreniyorduk.


Legend adlı ikinci kitabımıza başladığımızda mektubun içeriği ve ne istendiği hakkında biraz daha bilgi sahibi oluyoruz: Ablasıyla onu küçükken terk eden annesinin bulunması karşılığında Legend’ın kimliğini vermesi gerekiyor. Tella, kimliği açığa çıkartmasının tek yolunun ‘’İmparatoriçe Elantine’’ için düzenlenen mire temalı caraval oyununu kazanmak olduğunun farkında fakat cesaret edip de bu anlaşmayı ablasına söyleyemediğinden nasıl bir yol izlemesi gerektiğini düşünüyor. (NOT: Mireler ‘’Kader Destesi’’ denilen bir kart destesinde resmedilen sihirli yaratıklar ve sözde asırlar önce dünyaya hükmetmişler. Ancak günün birinde ortadan kaybolmuşlar.)


En sonunda ablasını da kendisiyle birlikte caraval sanatkarlarının peşine takıp bu özel caraval’ın oynanacağı Valenda şehrine götürmeye ikna ediyor. Şehre vardıklarında ekipten ayrı düşen Tella bir haberci sayesinde yeni bir mektup alıyor. Mektupta anlaşma yaptığı ‘’dost’’unun kendisinin oyuna katılacağından haberdar olduğunu, Tella’yı oyunun ilk başlayacağı yer olan Yazgı Balosu’nda bekleyeceğini öğreniyor ve zarfa iliştirilmiş bir Caraval davetiyesi buluyor. Kalacakları yere gittiğinde kendi adının misafir listesinde yer almadığını öğrendiğinde ne yapacağını düşündüğü sırada Dante ortaya çıkıyor ve bir yalan uydurarak Tella’nın İmparatoriçe’nin veliahtı olan kişiyle nişanlı olduğunu söylüyor. Her ne kadar Dante’ye böylesine bir şey uydurduğu için kızsa da küçük bir yalan olduğunu düşündüğü için içi rahat bir şekilde odasına giriş yapıyor. Ancak Tella, işleri karıştıracak şeyin, yani ‘’dost’’unun sözde ‘’nişanlısı’’olduğunu henüz farkında değil.


Legend gerçekten de adı gibi efsane bir kitap. Serilerde ikinci kitaba olan bakış açımı daha önce söylediğimi hatırlıyorum ama yine de tekrar edeyim. İkinci kitaplar; bizi atmosfere adapte etmeye, kurgunun içine çekmeye çalıştıkları dünyaların yazıldığı birinci kitaptan sonra gelen ve artık olayın içine iyice girdiğimiz kitaplar. İkinci kitapların yeni bir distopyayı tasvir etmemesinin getirdiği bir sıkıcılık var üzerinde ve bu nedenle akıcı olması için çok daha büyük bir baskı var. Söz konusu tasvir edememe sıkıcılığını aşmak için de yazarlar ya kahramanı yeri bir yere gönderip orayı anlatıyor, ya yeni kahramanlar ekliyor ya da mevcut kahramanların hikayesini derinleştiriyor. Gerçekten yazarlıkta en çok ikinci kitabı yazmanın zor olduğuna inanıyorum. Özellikle üç kitaplık serilerde son kitabı olabildiğince çok okuyucunun okuması için kurgunun mükemmel bir şekilde yapılması, sonunun merak ettirecek şekilde askıda kalması ve asla bir geçiş kitabı olduğunu hissettirmemesi gerek.


Bu kadar düşüncemi belirttikten sonra Legend’ın ikinci kitap olma konusunda iyi bir iş çıkarttığını belirtmem gerekir. Stephanie Garber’da ikinci kitabı yazma konusunda zorlandığını kabul etse de bunu hiç yansıtmadığını söyleyeyim. Tek kitaplık olabilecek bir konuyu yeni bir yerde kurgulamasının yanında bu kitapta adeta fantastik bir filmin içinde kendinizi buluyorsunuz. İlk kitaptan farklı olarak bu kitapta Scarlett değil Tella’nın gözünden konuya adapte oluyoruz ve bu iki karakterin birbirine benzese de ne kadar zıt olduğu da gözünüzden kaçmayacaktır eminim. Sonuç olarak hızlıca akıp giden bir kitap olduğunu, finallerim olmasına rağmen aklımın bir köşesinin hep bu kitabın okumadığım kısmlarında olduğunu söyleyebilirim. İlk kitabı okumadıysanız gerçekten sihirli bir oyundan geri kaldığınız konusunda uyarayım sizi. Umarım siz de aklınızın bir köşesinde kalan kitapları okumaya vakit bulursunuz ve bu serileri benimle paylaşırsınız 🧡

İnsanlar bencil yaratıklardı. Yıldızlar buna tekrar şahit olmuşlardı.
Yaptığı şey korkunç görünebilir ama öyle bir ana dayanarak onu yargılamak, bir kitabın yalnızca tek bir sayfasını okuyarak tüm hikayeyi bildiğini varsaymakla aynı.
İnsanlar fazla kolayca özür dilerim diyorlardı; sanki bir kuruşluk değeri yokmuş gibi.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page