top of page

Yolcular

  • 26 Mar 2025
  • 3 dakikada okunur

Aralık ayı ile birlikte yeni yıla sayılı günler kaldı. Sizi bilmem ama ben soğuk havayı, kat kat giyinmeyi, sıcak bir filtre kahveyi terlemeden içmeyi ve karda yürümeyi seven o kişilerdenim. Sevdiğim ayların yaklaşması ile birlikte iyice eve kapanıp kitap, dizi, film üçlemesi yapma hevesim arttı. Yolcular gibi almış olduğum pek çok kitabı da bu süreçte okuma fırsatı bulabildim. Üstelik birazdan size anlatacağım bu kitap yakın gelecekte karşılaşma ihtimalimiz olan, rahatsız edici ve korkunç bir olayı bize anlatıyor. Olayın sorumlusu başka biri olsa da ortaya çıkma nedeni çok da yabancı değil: Otonom araçların yaygınlaşması ve yapay zekaya haddinden fazla güven.


İngiltere'deyiz, yıl 2019. Yapay zeka tarafından kontrol edilen, otonom araçların kullanımı oldukça yaygınlaşmış ve daha da yaygınlaşması için de devlet tarafından da teşvik ediliyor. Zira otonom araçların hiçbir şekilde kaza yapmaması dolayısıyla sürücü kaynaklı kazaların azaldığı iddia ediliyor. Bununla birlikte otonom aracın dahil olduğu kazalarda sorumlunun sürücü mü, yaya mı veya diğer sürücü mü, yoksa (haşa) otonom aracın mı olduğunun bulunması için uzmanlardan ve halktan rastgele seçilen bir kişiden oluşan bir "Araç Soruşturma Jürisi" kurulmuş durumda. Söz konusu jüri kazaların kamera görüntülerini izleyerek ve gördüklerini tartışarak sorumluyu tespit ediyor ve cezalandırıyor. Elbette otonom araçların devletçe teşvik edilmesinden de tahmin edebileceğiniz üzere bu makineler kazaya sebebiyet verse bile katiyen sorumlu tutulmuyor ve suç kazazede insanlara atılıyor. Bu durumdan rahatsız olan ve sesini yükselten tek jüri ise tecrübeleri sonucu yapay zekaya gram güven duymayan, halktan seçilen Libby.


Keyifli bir İngiltere sabahına uyanan farklı sekiz kişinin hayatından küçük kesitler görüyoruz. Artık pek bilinmeyen bir televizyon yıldızı, hamile bir kadın, intihara eğilimli bir adam ve birkaç kişi daha. Hepsinin farklı hayatları ve hikayeleri olsa da ortak noktaları o gün araçlarına binmeleri. Sekiz otonom aracın hepsi bir anda hackleniyor ve tüm Dünya'ya canlı yayın olarak araçlarını kontrol edemeyen bu yolcuların araç görüntüleri aktarılıyor. Tam o sırada bu kişilerin araçlarının hakimiyetini eline almış olan hacker konuşuyor ve sekiz yolcunun içlerinden yalnızca birinin kurtulacağını, kalan yolcuların ise arabaları paylamak suretiyle bugün öleceğini ve kurtulacak kişinin sosyal medya üzerinden yapılacak bir oylamayla belirleneceğini söylüyor. Konuşmasının ardından yolcuların bazıları panik halinde çığlıklar atarken bazıları bunun bir kamera şakası olduğunu düşünüyor. Konseyde olayları anlamlandırmaya çalışan Libby'de bir o kadar şaşkın bir halde olacakları izliyor. Sessizliği sosyal medyada paylaşılan bir anket bozuyor: "İlk kimin ölmesini isterdiniz?"


Yolcular'ın konusu günlük yaşantımızda karşımıza çıkan, veya yeni teknolojilerle birlikte yaygınlaşan bir gündemi anlatıyor. Hepimizin her gün bir şekilde kendini bu tür yapay zekalara, teknolojiye ve belki de otonom bir araca teslim ettiğini düşünmek ise kitabı okuduktan sonra kafaya takılmaya başlıyor. Bununla birlikte kitapta bir diğer dikkat çekici element ise sosyal medyanın acımasızlığı. Klavye başındaki insanların diğer bir insanı ölüme göndermekte rahatsızlık yaşamadığını, tüm bu yaşananları adeta bir film izlercesine önemsemediğini ve bu durumu toplumsal hayatta hoşnut olmadığı stereotipilerden kurtulma fırsatı olarak gördüğünü fark ediyoruz. Halkın vicdanı olarak sembolize edilen Libby'nin olaylara engel olma çabasını ve otonom araçları sonsuz destekleyen bir jüri içerisinde kendi sesini duyurma gayretini de ayrıca gözlemleme fırsatı yakalıyoruz. Yolcular, aktarılan olayların heyecanı yetmezmişçesine kitabın sonlarına doğru bir ters köşe yapıyor ve kitabı baştan o gözle okumak istiyorsunuz.

Kitaptan çıkarılacak sonuç elbette okuyucudan okuyucuya değişse de ben teknolojiye "robotlar dünyayı ele geçirecek" benzeri düşüncelerin yanında insanın merhametsizliği ve acımasızlığı çerçevesinden de bakılması gerektiği ve internet ortamı üzerinden insanların vicdansızlıktaki üst sınırlarının düşündüğümden daha ileride olduğu sonucunu çıkarttım. Bakalım siz ne düşüneceksiniz...

"İnsanlar kalabalığın bir parçası olduklarında birey olmayı bırakırlar, çekingenlikleri ortadan kalkar, normal ahlaki pusulalarını takip etmezler."



 
 
 

Yorumlar


bottom of page