Tavşan
- 26 Mar 2025
- 2 dakikada okunur

Güzel bir tatilin ardından yeni aldığım kitapları okumaya geri döndüm. Bu sefer daha önceki okuduklarıma benzemeyen, korku türünde bir eser olmasıyla da diğerlerinden farklı bir kitap ile karşınızdayım. Her ne kadar Tavşan, son zamanlarda adından sıklıkla söz ettirse de beklentilerimin altında kaldığını itiraf edebilirim. Hadi incelemeye başlayalım…
Tavşan, öncelikle basit ve masum bir “Mean Girls” temasında başlıyor. Yazarlık programında yüksek lisansını yapan Samantha Heather Mackey, sınıf arkadaşları olan dört kızın birbirlerine “Tavşan” dediklerini, giyimlerinde ve konuşmalarında da aklı havada takılıp birbirlerine sürekli iltifat ettiklerini anlatıyor. Ayrıca bu kız grubunun oldukça birbirlerine bağlı olduklarını ve dışarıdan kimseye kendilerini açmadığını da görüp onlarla adeta dalga geçiyor. Kendisi ise bu ekibe uyum sağlamayı başaramamış, profesörleri tarafından kendilerine verilen ödevlerden de görüleceği üzere oldukça karamsar, gerilim dolu hikayeler/şiirler yazan biri. Her ne kadar sınıf arkadaşları ona hitap etmese de kendisinin canından çok sevdiği dostu, en az onun kadar karanlık Ava ve Samantha’ya aşık herhalde bu dediğimiz Jonah ile takılmaktan hoşlanıyor.
Hiç beklenmedik bir anda bir gün Samantha’nın eline bir davetiye geçiyor ve kendisinin o dalga geçtiği kız grubunun sürekli gizemli bir şekilde bahsettiği toplantıya, “Müstehcen Salon”a davet edildiğini öğreniyor. Hem bunun kendisiyle dalga geçilmek için gönderildiğini düşündüğünden, hem de en yakın arkadaşı Ava tarafından da gitmemesi söylendiğinden başta çekingen davranıyor. Ancak merakına yenik düşen Samantha kendini gerçeklikle hayal arasında bir yerde, ilginç ayinlerle dolu bir etkinliğin ortasında buluyor.
Şahsen kitabın nasıl bir reklam çalışmasına alet edilerek bu kadar sevildiği ve övüldüğünü anlamış değilim. Gerek kitabın sonuna kadar anlaşılamayan imgeler ve hikayeler, gerekse anlatımın bölük pörçüklüğü bana neredeyse kitabı bir kenara fırlattıracak düzeydeydi. Üç ana kısımdan oluşan bu kitabın her bir sayfasını belki bu sefer bir şeyler açıklığa kavuşur şeklinde okurken buluyorsunuz kendinizi. Üstelik kendini korku/gerilim türünde tanıtan bir eser olarak Stephen King’in ustalıkla kaleme aldığı eserlerin yanında bu kitabın korku/gerilim olarak oldukça vasatın altında kaldığını da görmüş olacaksınız. Elbette ki kitaba Polyanna perspektifinden bakarsak övülecek birkaç şeyden bahsedilebileceği düşüncesindeyim. Oldukça ilginç bir konuya sahip olmasına rağmen rezalet bir üslup ile ana temanın dahi anlaşılamadığını belirtmek isterim. Üstüne üstlük kitabın imgesel bir tarzda yazıldığını bildiğimden herhangi bir detayı atlamamak adına orijinal dilinde okumama rağmen. Biliyorum, bu mu övgü diyeceksiniz ama inanın okurken çektiğim eziyetin yanında bu kelimeler oldukça hafif kalıyor. Son not olarak söyleyeceğim, size naçizane tavsiyem bu kitabı okuyarak vaktinizi harcamamamız olacak. Kendime de bir not olarak herkesin övdüğü kitaplara temkinli yaklaşmam gerektiğini hatırlatıyorum.




Yorumlar